Girişimciyi Anlatan Film

Son birkaç gündür yazdığım bütün yazıları taslak olarak kaydedince blogda yayınlanacak hiç yazı kalmadı. Ben de beni çok etkileyen ve kafamdaki sorulara yanıt olarak çekilmiş bir filmden bahsedeyim dedim. Başlıkta da söyledim ya film o kadar güzel girişimciyi anlatıyor ki, çıktığı gibi izlediğime çok mutlu olmuştum filmi. Film genel tahminlerin üstüne ne Pirates of Silicon Valley ne de Social Network. Bahsettiğim film çok önce izlediğim War Lord, Türkçe meali “Savaş Tanrısı”. Gerçek bir hikayeyi anlatan filmin çıkalı birkaç sene olsa da geçenlerde tv’de tekrar görünce oturup baştan sona izledim (hiç vakit olmamasına rağmen). Gerçekten de, girişimci olanların başından geçen birçok olay, kahramanımız silah tüccarı olduğu için biraz farklı şekillense de, tamamen anlatılmış.

Hayatını değiştirmesi için bir şeyler yapması gerektiğini bilmesi fakat ne yapacağı konusunda kararsız olması, ilk işinde akrabalarını ortak yapmaya çalışması, ilerleyen zamanlarda herkesin işinden şikayet etmesine rağmen kahramanın işini sahiplenmesi, iş hayatında yaşananlar, daha birçok olay (neredeyse) her kare bir girişimci adayı için mükemmel fikirler ortaya koyuyor. Tabii ki, filmin kahramanını bir silah tüccarı olduğunu unutursanız…

Gerçekten de, girişimcilik serüveni tam olarak böyle işliyor. İlk olarak girişimci, eğer paraya ihtiyacı varsa para kazanmak için, yoksa da dünyada beğenmediği durumları değiştirmek için düşünmeye başlar. İlk yaptıkları genelde ne yapması gerektiğini bulabilmek adına yaşanan deneme-yanılmalardır. Yani çoğu kişi bir şeyler yapması gerektiğini düşünür ama ne yapması gerektiğini bilemez.

Daha sonra onu heyecanlandıran işini bulur. Ve amatörce işine arkadaşlarını, akrabalarını, neredeyse selam verdiği herkesi ortak etmeye çalışır. Onlara sürekli heyecanla işlerden, olaylardan, fırsatlardan bahseder. Kafasındaki projeleri anlatır, tabii ki gözlerindeki ışıltılarla, fakat genelde sıkıcı olur bunlar yakınlarına göre. Aslına bakılırsa, bu noktada tanıdıklarının işine yanaşmaması girişimci adayı için oldukça şanslı bir durumdur. Birinci olarak, tanıdıklarla profesyonel çerçevede çalışmak oldukça zordur, hem de ilk işlerini yapan bir amatör için hiç katlanılmayacak bir durumdur. Çünkü bir girişimci gerektiğinde doğru olanı değil, yapılması gerekeni yapmalıdır. Çünkü aslolan projedir ve projeye giden her yol mübahtır, ya da mübah olmalıdır. (bu noktada Microsoft’un ya da Facebook’un meşhur hikayeleri aklınıza gelebilir) Şans olarak algılanması için ikinci konu ise, bir girişimciyi motive edecek tek şey kendisidir. Bazen işler ters gidebilir, umutsuzluğa düşebilir. Bu durumda kendisine güvenmesi gerektiğini hatırlamalı ve kendi kendini motive etmelidir. Eğer ilk zamanlarda yakınlarından biri ortak olursa hiçbir zaman projenin tamamen kendisine ait olduğu konusunda inanmaz ve motivasyonunu tamamlayamaz.

Bir diğer özellik olarak işi sahiplenme konusunu anlatacaktım ama bu konudan güzel bir yazı dizisi olabileceğini düşünerek burada bırakıyorum. Bu yazdıklarım da dahil olacak baştan sona bir girişimcinin yaşayabileceklerini parça parça anlatacağımı aktardıktan sonra yazıyı dağıttığımı kabul edip Savaş Tanrısı filmini eğer izlemediyseniz mutlaka izleyin diyerek bırakalım…

Reklamlar
Bu yazı hayattan içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s