Türkiye’de Niş Sektörler

İnsanların hem birbirine muhtaç oldukları, hem de birbirine potansiyel düşman oldukları bir sektörde olmak, işin içindekileri her zaman şüpheci olmaya, her zaman riski yayarak en aza indirmeye çalışmak gibi bir duruma sürüklemektedir. İşte ben de bu noktada riski yayarak en aza indirme noktasında bazı noktalardan yazacağım.

Riski en aza indirmeye girmeden, önce neden risk vardır? ya da olan risk nedir? gibi bazı sorular sormalıyız kendimize. Bir webmaster için para kazanmak her zaman diğerlerinden önde olmak demektir. Arama sonuçlarında önde olmak, insanların seçimlerinde önde olmak, tercih edilmek para kazanmak için gereklidir. Bir webmasterın kazanması için diğer webmasterın kazanmaması gerekmektedir. Bu yüzden sıklıkla etik olmayan davranışlarla karşılaşmaktayız. Her ne kadar birçok insan bu noktada bana katılmayacaksa da bu durumun böyle olduklarını bilmelerinde fayda bulunmaktadır. Mesela sizin bir e-ticaret siteniz varsa o sektörün hacminden pay almanız gerekir. Ortada her sene dolaşan büyük para vardır. Ve o büyük paradan siz alırsanız arkanızdaki alamayacaktır. İşte internetteki rekabetin temeli burada gizlidir.

Yani tüm enerjinizi ve tüm dikkatinizi bir siteye verirseniz sizin kaybetme lüksünüz yok demektir. Bu noktada riski yaymak akıllıca bir taktik olabilir. Yani bir proje yerine aynı anda 10 proje yürütebilirseniz mantıken kaybetme şansınız düşmektedir.

Bu yüzden son zamanlarda niş kavramı popülerlik kazanmaya başlamıştır. Nişi pratik olarak açıklarsak, insanlar tarafından yoğun olarak aranmadığı için uğraşmaya değmeyeceği düşünülen ama kimsenin uğraşmadığı için rekabetin olmadığı göreceli olarak yüksek kazanç elde edilebilecek tüm sektörlere denebilir.

Bu kavram da ithal ettiklerimizden, bu yüzden ilk örnekleri U.S.A kaynaklıdır diyebiliriz. Zamanla Türkiye’de benimsenmesi piyasayı dışardan takip edenler ve tüm dünyadaki webmasterlarla rekabete girebilecek kadar gözü karalar tarafından sağlanmıştır. Yani Tr’de niche ne olduğu falan biliniyor fakat içerde uygulanmıyor. Konunun önemini anlayanlar hemen daha fazla para var diye ingilizce niş açma derdine giriyorlar. İşte benim yaptığım (n)iş diğer potansiyel rakiplerimden bu noktada ayrılıyor. Çünkü onlar ingilizce kasarken ben Tr kasıyorum ve öyle tatlı sonuçlar alıyorum ki, işe bakış açım bile değişmeye başladı…

Niş konusunda herkesin genel yönlerini anlattığı yazılardan bir tanesini de ben yazmayayım diye inceliklerinden bahsetmeyeceğim. (Seo konusunda yapmadığım gibi) Burada önemli olan her zaman akıllı olmaya çalışmaktır. Bazen hayatta uyguladıklarını niş sitelerinde uygulamak ya da istemeden açılan bir pop-up’ta gördüğün siteden bir şeyleri işinde uygulamak ya da kitap okurken daldığın düşüncelerden işine bir şeyler ihraç etmek ya da, ya da, ya da … Yani sürekli değişim ve gelişme göstermek asıl önemli olandır. Bu olay sana istediklerini yapabilmek için araştırmayı aşılar. Söylediklerim biraz havada kaldıysa, sektöre girdiğin zaman gel bu satırları bir daha oku…

Başlıkta Tr’de niş sektörler diye yazmıştım oraya gelmeden neden Tr? diye bir soru soralım. (Sonrasında da nasıl? diye soracağız. Bu soruları her yaşadığımız olayda sormak bize başarıyı getirir ama aynı anda mutsuzluğu da kapımızda buluruz. Eğer daha önce felsefeye pek bulaşmamışsanız iyi etmişsiniz bundan sonra da hiç yaklaşmayın.) Şimdi Tr ile uğraşmanın ing. ile uğraşmaktan bazı avantaj ve dezavantajları vardır. İlk avantajlardan bahsedelim. İşte avantajlar;

  • Yapacağınız nişi etrafınıza öyle boş boş bakarken bulmuş olabilirsiniz. Yani ait olduğunuz kültürle alakalı niş açacaksınız, gelen ziyaretçileri kolaylıkla yönlendirebilirsiniz. (webmasterlığın en sevdiğim yanı manipülasyona çok imkan tanıması)
  • Ana dilinizde rekabete gireceğiniz için zamandan kazanma ihtimaliniz yükselir ve kaliteyi artırabilirsiniz. (Ana diliniz olmayabilir ama bir okulda bu dille okuduysanız ki, Tr’de yaşayanlar okuyor, iş yapabilirsiniz.) Düşünsenize ABD vatandaşı biriyle kapışmak için en fazla anadolu lisesinden aldığınız ingilizce yeter mi? Her ne kadar niş olayı oto-blogging işi olsa da translate’le yapılacak iş değil. (Ben bu konuda ing. iyi olduğunu biliyorum ama yine de uzak durmayı tercih ediyorum.)
  • Ayrıca webmasterlarla sadece sıcak savaş yaşamıyorsunuz soğuk savaş daha fazla. Yeri gelir şikayet, banlatma denemeleri olur, siz konuyu anlayana kadar ohooo…
  • Kapışacağınız webmaster sayısı sınırlıdır. Bu gün ing. içerikte dünya webmasterlarının %50’si potansiyel rakiptir. (Hiç etik kural tanımayan rus, çin ya da avrupalı webmasterlar -her ne kadar niş rakipsizlik demekse de- her zaman potansiyel tehdit olmaktadır. Daha hintlilerden bahsetmedim bile.)
  • Çoğunluk Tr’yi yabancı dil bilmediği için seçer. Yani dış nimetlerden siz haber vermezseniz haberleri olmaz.
  • İng. işe girenlerin dünyanın her yerinden olabileceği düşünülürse 24 saat kontrol altında tutmak gerekir sektörü. Yani siz birkaç saat de olsa yumuşak yatağa girdiğinizde, halı saha maçındayken ya da manitanın kaprisleriyle uğraşırken, oralarda bir yerlerde (saat farkından dolayı) bu saatte olmaz dediğiniz anda küçük bir çekik gözlü, kozunu oynar ve kazanır.

Yukardakilerden sonra biraz da dezavantajları anlatalım (aslında yukarıda saydıklarımızın hepsi aynı zamanda dezavantaj olarak sayılabilir. Yin-yang meselesi. Durum ikisini aynı anda bünyesinde barındırır);

  • Çok webmaster uğraşır demiştik ama aynı zamanda çok insanda müşteridir. İng. için milliyeti fark etmeden herkes başı sıkıştığında ticaret yapabilir. Kaynak bulamadığım için ing. kitap almam gibi…
  • “Çok insan” olduğu gibi bu “çok insanlara” bir şeyler satmaya çalışan “çok şirket” vardır. Rekabet yüksek olunca reklam maliyetleri şişer, aff ürün komisyonları yükselir, bunlar webmastera (sağa sola bakınma webmaster kim diye, tabiki sensin!) yarar.
  • İng. kaynak bitmez… Siteye makale araklamak gerekir, webde ing. makale sitesinden bol şey yok. Makaleyi rewrite yapmak gerekir, en kral programlar anında hizmetinde. Backlink alman gerekir sürüyle ing. blog, site, forum seni bekliyor. Ah ben nerden aynı kategoride site bulucam da link kascam demene gerek kalmaz…

Makale uzamasın diye diğer maddeleri yazmıycam. Şimdi bu maddeleri Tr nişlerim üzerinden tartışalım. Önce eksiklikleri; mesela benim tek blogdan reklam yayınlayarak günlük 10$ kazanmam imkansız gibi. Aff ürün satayım desem ürünü satana gitmem lazım aynı anda yüz ürünle uğraştığımızı düşünürsek sektör çok çok iyi değilse yapamayız. Sektör bilinmiyorsa makale eksiği çıkar. Yeri gelir aynı makaleyi evirip çevirip 5 defa yayınlaman gerekir. Backlink kasman da zor çünkü aynı sektör siteleri az.

Ama bu yazıdan sonra yayınlamayı planladığım krizi fırsata çevirmek konusunda detaylandıracağım gibi hepsini lehimize çeviriceğiz. En azından nötr yapacağız.

İlk olarak reklamlardan tık başına 3$ kazanamam. TR’de 30-50 cent kazanabiliriz. Yani arada en az 5 kat fark var. Burada manipülasyon devreye girer. İnsanları yazdıklarımızla almaya yöneltiriz. (Satış yapmıyoruz ama reklamlarını yayınladıklarımız satış yapıyor ve insanları ikna etmek bize kalıyor. Yalan yazmamıza gerek yok ya da reklamlara tıklayın falan demeye. Aklı kullanmak yeterli) Bunu ing.de yapamayız. Neden mi? biz en iyi bizi tanıyoruz. İng. ürün tavsiye etmekle Tr ürün tavsiye etmek farklıdır. Bunu yapınca otomatikman TO yükselir. Yani siteye 100 kişi girer 5 kişi satın almaya ikna olur, reklamlara tıklar, tık başı 50 centten 2,5$ kazanırız günlük. İng. 100 kişi gelir, 1 kişi tıklar, bize 2$ bırakır. (Tr’de hilesiz hurdasız %40 TO yakalamış olmam örnek olabilir)

Kaynak eksikliği konusunda rewrite programı Tr için pek sökmez ama google için de sökmez. Tr’de hit %99 google’dan gelir. İng. bu %90’a düşer. Google pek Tr’yi çözememiştir. Yedirmek ya da makaleleri lehimize manipüle etmek daha kolaydır. Hem tr makaleyi ing. göre daha hızlı yazarız. Grammar, spelling hatası falan yapmayız. (Yani burda da en azından nötr olur.)

Backlink konusunda da link kasacak site bulamayız ama rekabet az olduğu için 3-5 paravan web2.0 blogla backlink almak yeterli olur. Bu web2.0’lara ing. kassak da çeviri yemeleri zordur. Bu paravanların gücüyle tepeye rahat çıkarız. Hatta altımıza da bu paravan siteler gelirse arama sonucunu domine ederiz. İng. bunu yapamayız. Aslında yaparız ama bu linkwheel işini o kadar büyütmemiz gerekir ki, yapmasak daha iyi dersiniz…

Mesela linkwheel sitelerle ing. makale aldığımız makale sitesini sıralamada geçmek bile zor olur. (Tr için yaptığımız “küçüklükte” olan linkwheel ile) Makale sitesinden başka geçmemiz gereken spamcılar ve makaleyi yayınlayan adamın sitesi de girer sıralamaya.

İşte bu yüzden Tr daha rahat. Düşünsenize Türk webmasterlar bile ing. sevdasında ve içerideki 70+M insana istediğini verecek tek biz varız.

Reklamlar
Bu yazı işten içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s