Bu sefer aşk…

Harbiden iş konusunda yazmaktan bıkmıştım. Derseniz dur bakalım daha bir şey yazmamışsın, yazdım, yazdım ama yazdıklarımın hepsi taslak olarak kayıtlı. Yakın zamanda onları yayınlamaya başlarım buradan. Mevsim etkisiyle uzun zamandır işlerimi s.ktir edip bi kenara atmıştım ve aşk hakkında düşünmeye ve yaşamaya başlamıştım. Az buçuk burada da yazayım bari kafamdakileri…

Yazacaklarımın aslında eski hayatımla alakası var, aşkla pek yok gibi. Öyle her çamaşırımı ortalığa dökmek istemem ama biraz lise hayatımdan bahsedeyim. Lise hayatım isyan ve anarşizm eğilimleriyle geçti. Bu bana bir iyi bir de kötü özellik taktı.(resmen taktı) Çok okudum, çok düşündüm ama bilgilendikçe mutsuzlaştım. Aynı zamanda insanlara güvenimi kaybettim. Bu yüzden lisede kızlarla hep tek gecelik ilişkiler yaşadım. Hiçbirini düşünmedim. Çünkü mutsuz ve güvensizdim… (Dahasını anlatmayayım)

Sonra ne oldu? Orasını da anlatmayayım ama sonucu söyleyeyim. Bu hayatı bıraktım. İçkiyi, kızlarla bilmemneleri (geçen fırsat varken yapmadıysam bıraktım demektir), hatta düşünmeyi bile ucundan terk ettim. Saçlarımı kesmeye başladım. (Ne zaman depresyonda olsam spora başlayıp saçımı uzatırım.) Ama güvensizlik hala geçmek bilmedi. (Güvensizliğim hakkında bir yazı iyi gider ileride.) Bu yüzden uzunca bir süredir aşk hayatım yok. (ortaokuldan beri diyebiliriz.) Hoşlandığım bir kızla ilişki yaşarım (lisedeki gibi) ama asla aşık olmam. Şimdi ise aşık olmak istiyorum ama yine yapamıyorum. Belki bu konuda lanetlendim.

Sonra niye aşık olmak istiyorum diye düşündüm. Zira hayata ilişik yaşıyordum Can babanın dediği gibi. Koluma bile benimmiş gibi bakmıyordum belki bırakıp gider diye… Düşündüm ama bulamadım. Belki birine inanmak istiyordum. Belki de birinin bana inanmasını sağlamak. Aşık olmak çünkü başkasını sevdiğime inandırmaktı, onu sevdiğime. Yani aşık olursam birine, onu sevdiğimi bilmesini sağlardım ve inandırırdım belki. Sonra anladım ki, kişi pek de önemli değil bu düşünce içinde. Aynı kızların düşündüğü gibi. Önemli olan aşık olmak…

Bu saçmalıkları okuduysanız size bir iyiliğim dokunsun dedim ve Can babanın o şiirini koydum;

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin o’nu sevdiğinden…
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya ya da pembeye
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…

Reklamlar
Bu yazı hayattan içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s