Girişimci’nin Başarıya Gitmesi için 2 Koşul

Bloga yayınlanması için dört beş tane seo hakkında yazı yazdım diye beni basit bir seocu sanmayın. Aslında birbirinden oldukça farklı işler yapıyorum. Bir o kadarına daha girmek için hazırlanıyorum. Onun için kendime girişimci diyorum.

Çok çeşitli alanlarda faaliyet göstermek insana çok şey katıyor ama yapılması oldukça zor. Zamanı kullanmak gibi çok önemli bir sorun çıkıyor ve bunu halletmek çoğu zaman bütün problemlerin toplamından daha zor oluyor. Fakat bu zorluk sizin diğer insanlardan ayrılıp girişimci olmanızı sağlıyor.

Başlıkta yazmıştım girişimcinin başarıya ulaşması için 2 koşul var diye, birinden kısaca bahsettim (yazının devamında açacağız) diğeri ise risk ve risk analizi.

Zaman konusunda başlamıştım biraz daha yazayım. Zamanı önemli kılan hususlardan birisi yapacağımız işi başkaları da düşünüyor olabilir. Bizden önce yapma ihtimalleri var. Bu konu biraz zaman kaybetmeme ile alakalıydı. Başka bir nokta daha var, o da zamanı yönetmek, işleri planlamak ve zaman maliyeti hesaplamak. Zamanı yönetmek ve işleri planlamayı başka blog yazılarında da görmüş olabilirsiniz ama zaman maliyetini daha önce başka yerde görmedim ve önceki bloglarımda da yazmadım. Fırsat maliyetine benzemektedir (fırsat maliyeti hakkında bilginiz yoksa mutlaka araştırmanızı tavsiye ederim yok ben böyle iyiyim derseniz ilerde bu konuda paylaşacağım yazıyı okuyabilirsiniz.) kısaca zaman maliyeti, bir işi yapmamız için gereken zamanda, yapmadığımız diğer işlerden kazançlı olup olmadığımız durumu. Yani bir iş için harcadığımız zamanda diğer işlerden birini yapsaydık kazançlı mı olurduk? yoksa bu işi yapmakla kazançlı mı olduk? Bu kıyaslamayı mümkün olduğunca fazla yapmak zamanı değerlendirmemize yol açmaktadır. Açıkçası bu şekilde hiçbir şeye gereğinden fazla zaman harcamazsınız. Vize haftasında olduğumuz için sınavlardan örnek vereyim. Diyelim ki, nyp diye bir ders var. Biz bundan 80-90 arasında bir not almak istiyoruz. Dersleri falan dinlediysek, masaya oturduktan sonra 2 saat içinde 60 alacak çalışmayı yaparız. Bu noktadan sonra harcayacağımız zaman geometrik olarak artacak fakat üstüne koyacağımız puan aynı hızda artmayacaktır. 2 saat içinde 60 alabiliyoruz. Bu hesapla 1 saat daha çalışsak 90 almamız gerekir. Ama işler bu şekilde yürümüyor. 2 saat daha çalışıyoruz, 75 alabilecek düzeye geliyoruz diyelim. Hala hedefimize ulaşamadık. Bir saat daha çalışıyoruz ve artık istediğimiz aralığa oturuyoruz. Diyelim ki sınava biraz daha vakit var, biz de olmuşken sağlam olsun diye 90 değilde 100 için çalışmaya devam edelim. 5 saat çalışınca 85 alıyoruz. Ama 100 alabilmemiz için 5 saat daha çalışmamız gerek. Abartıyorum gibi gelebilir ama 90 ile 100 arasında inanılmaz bir fark vardır. Nereden çıkacağını bilmiyorsanız soruların hata yapmamak için her noktayı iyice bilmeniz gerekecek. Bu da aşırı derecede zaman israfına yol açacaktır. Biz bu 10 saatlik çalışma yerine 4 saat çalışarak 75 alsaydık da diğer 6 saati de başka bir dersten 80 almak için kullansaydık olmaz mıydı?  İşte bu kıyaslama zaman maliyeti örneği olabilir. Biz 10 saat içinde 1 sınavdan 100 alabilecekken 2 sınavdan 75 alabiliriz. Sonuçta aynı zamanı kullanarak 150 alabilecekken 100 almayı tercih ettik ilk olarak. Fırsat maliyeti aslında kazandıklarımızın değil kazanamadıklarımızın hesabını yapar.

Diğer nokta ise risk ve risk analizi. Burada da alacağımız risk sonucu kazanacaklarımızla kaybedebileceklerimizi kıyaslarız. Sonuç pozitif çıkarsa risk alınmaya değer deriz, negatifse yine değer deriz:) Şaka bir yana kaybedebileceklerimizi kazanabileceklerimiz uğruna feda edebiliyorsak risk alırız. Bunun üstünde başka bir seçenek yoktur. Atatürk’ün başkomutanlık meydan muharebesinde yaptıklarını inceleyelim örnek olarak. Sakarya savaşından sonra uzunca bir süre iki taraf da büyük bir saldırı düzenlemedi ve hazırlık yaptı. Yunan tarafı meydan muharebesinden kısa süre önce İngilizler tarafından kontrol edilen savunma hatlarına çok güven duyuyorlardı. İngilizlerin raporlarına göre yarım milyonluk bir kuvvetle saldırılması halinde mevcut hatlar altı ay dayanabilecek güçteydi. (Savunma hatlarında görev alan 200 bin üzerinde Yunan kuvvetlerine göre yapılan hesaplama) Bu hesabı İngilizler en zayıf noktaya göre yapmışlardı. Atatürk de buna yakın bir hesaplama yapmış olabilir. Saldırıdan önce Atatürk’ün elinde 200 bin (belki biraz altında) gibi bir kuvvet bulunan Atatürk Anadolu coğrafyasından alınabilecek en fazla sayıya ulaştığını ve yarım milyon gibi bir kuvveti hiçbir zaman toplayamayacağının farkındaydı. Toplasa dahi bu kuvvetlerin lojistiği sağlanamayacak kadar külfetli olacaktı. Burada bir risk alması gerekiyordu. Yunan kuvvetlerini yenilgiye uğratırsa İngiliz desteği Yunanlıların üstünden kalkacak ve uzun zamandan beri bozuk olan Yunan askerinin morali hiçbir zaman bir daha yükselmeyecek, sonuçta toprakların terk edilmesi imkanı doğacaktı. Bu durumun tersi olursa, Sakarya batısı Yunan kuvvetlerinin elinde kalacak ve bu şekilde anlaşma imzalanmak zorunda kalacaktı. Kabaca kaybedecek bir şey yoktu. Kaybederse mevcut durum devam edecekti. Çünkü Yunanlıların tekrar saldıramayacaklarını gayet iyi biliyordu Atatürk. En kötü senaryo, İngilizlerin gözetiminde anlaşmaya varılır ve Yunanlılar nereleri ellerinde bulunduruyorlarsa kazanmış sayılırdı. Büyük taarruzdan bir gün önce de fiilen en kötü senaryo zaten ortadaydı. Burada mükemmel muharebe taktiklerinin yanı sıra mükemmel bir risk analizi de bulunmaktadır.

Bu konular hakkında biraz daha düşünerek iş yapmıyor olsanız da en azından hayatınızı verimli yaşama imkanına kavuşabilirsiniz. Detaylı bir kriz yönetimi ve fırsat maliyeti yazılarıyla görüşmek üzere…

Reklamlar
Bu yazı hayattan içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s