Grev

İşverenlerle işçiler arasındaki ilişkiler benim sürekli yakından gözlemlemeye çalıştığım bir davranıştır. Özellikle son 10 yıldır kapitalizmin içimize işlemesi sonucunda Türkiye’ye has bir şekilde emek verenlerin, emeklerinden faydalananları haklı görebildiği, kula kulluk yapma düzenine olan gözlemlerim, günlerce gecelerce anlatılacak seviyeye ulaşmakla birlikte, bu zamana kadar sürekli bu konuyu yazıp çizmeyi erteledim. Hayatımı paylaşmak istediğim ruh eşimle yaşadığım problemler, mali sıkıntılar, sınavlar gibi binlerce derdim olmasına rağmen Hava-İş Sendikası üyelerinin baskı altında durmaya çalıştığı dik duruşunun yanında olduğumu yazmam gerektiğini hissettim. Baskı altında birbirine kenetlenmenin zorluğunu, güvendiğiniz insanların üzerinizde oluşturduğu hayal kırıklıklarını ben 2008’den beri yaşıyorum. Bu yüzden işçi-işveren arasındaki ilişkileri izlemek kendi hayatımı ve psikolojimi çözmeye de yarar sağladığı için öncelikli hedeflerim arasındadır. (Buraları okuyanlar için karışık gelebilir belki bir gün bunları da bu blogda yazarım.)

Üstte yazdıklarımdan bir yerlere bağlamak zorlaşmaya başladı en iyisi direk konuya gireyim. Hayatını değiştirmek için kendilerini geç kalmış hissedenler, zamanla kendi emeklerini unutup sahip olduklarını başkalarının bahşettiği lütuf olarak görüyorlar. Bu yüzden işverenin vicdanına göre verdiği hakları kaybetmekten korkuyorlar. Bu konuyu en erken yazdan sonra burada tekrar detaylı olarak açmayı düşünüyorum ama o zamana kadar söyleyeceklerim şunlar;

Grev kararı alan sendikayı gönülden destekliyorum, dediğim gibi zor zamanlarda kenetlenmemenin ne demek olduğunu yaşadığım için birlik olun diye yazmayacağım. Bugün dik duruş sergileyebilenler belki yarın bu davranışları için acı çekecekler ama dünya da böyle bir yer zaten. Haklı hakkını hemen alabilseydi, Kerbela’yı görmüş bir dünyada yaşamazdık. İnandıkları savundukları inançlar uğruna sahip oldukları her şeyi kaybedenler için benzer durum daha önce de yaşandı, daha sonra da yaşanacak…

Onların dik duruşu için klavye başında atıp tutmaktan başka bir şey elimden gelmiyor olabilir. Ama maksat, İbrahim’e su taşıyan karınca misali tarafımı belli etmek…

Sendika’nın grev talebini geri çevirenler, direnmeye çalışan arkadaşlarının gözlerinin içine bakarak nasıl yanlarından geçip işbaşı yaptılar nasıl bir psikolojiydi bilmiyorum daha önce yaşamadım bundan sonra da Allah yaşatmasın. Ama onların karşısında destek bekleyenlerin düşündüklerini iyi bilirim, aynı taraftan aynı yerden o gözlerin içinden çoook baktım ben bu hayatta…

Reklamlar
Bu yazı hayattan içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s