Düzenli Yazılara Başlangıç

Düzenli olarak yazmayı becerebilen bloggerlara hep imrenmişimdir. Yaklaşık 4 senedir blog yazıyor olmama rağmen hiçbir şekilde hobi olarak yapamadım. Boş zamanlarımın azlığından olsa gerek tuttuğum bloglara çok nadir giriyordum. Belki de yüzeysel yazılar yerine aklımdaki konuyu derinlemesine araştırdıktan sonra yazmaya başlamak istediğimden… Yine bir özentiyle girdim ve yazmaya başlayacağım sırada aklıma bir çözüm yolu geldi. Gazetelerdeki köşe yazarlarının yaptığı gibi bir sistem benimsemeye karar verdim. Bloga gireceğim o sıralardaki gündemimde ne varsa onları karalayıp gireceğim. Son birkaç yılın trendi microblogging dalgasına bende takılacağım.

Bugünkü karalamalıklarım…

İşte Ölçeklenebilirlik:

Son sınıfın arkadaşlarım üzerinde bıraktığı etkileri yavaş yavaş daha fazla gözlemleme fırsatı yaşıyorum şu günlerde. Herkes bikaç ay içinde şu veya bu şekilde iş hayatına girmeye başlayacağının bilincine girmeye başlamış. Bazıları ben yazılım şirketinde çalışamam hemen bişeyler yapmam gerek derken, ortada olanlar işi öğrenene kadar başkasının yanında çalışayım sonra patron olurum demekte, en garanticiler ise riske gerek yok mis gibi ay sonu maaş, sigorta, şu, bu bana yeter olaylarında… Ben uzun süredir kendi başıma birşeyler yapma peşinde olduğum için tarafım zaten belli. Nacizane bu kafada olanlara bir kaç husustan bahsedeyim. Kapitalist düzenin bize has şekilleri(herşeyde bir iz bıraktığımız gibi kapitalizm üzerinde de Türk etkileri bırakıyoruz) ülkemizde iyice yerini almaya başladı. İnançlarımın aksine bir düzen olduğu için ben bu kapitalizmin çok başkalaşmış şekliyle var olmaya çalışıyorum ama genel iş düzeni hakkında da yeterince bilgi sahibi olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Piyasa rakibi yok et, bütün pazar payını kap, müşterilerin hepsini bağla bunları bitirince başkalarını zorla(reklam) piyasa müşterisi yap… Bu şekilde uzayıp giden fikirlerin kesişme noktası ölçeklenebilirlik ve verimlilik. Ölçeklenebilirlik dediğimiz olay şimdi kurduğunuz sistemin, iş hacminiz 10 katına, 100 katına çıktığında da iş görür olması. Verimlilik ise başkasının 100 kişiyle yada  100 saatle yada 100 araçla yada 100xle (x herşey olabilir) yaptığı işi aşağılara indirme olayı. (50 kişiyle, araçla, bilmem neyle..) Yani ana fikir 6 kişiyle 1 milyon ciro yapmak, 15 kişiyle 100bin satış gerçekleştirmek, vb.. Ölçeklenebilirlik ve verim aslında iç içe geçmiş mutlaka göz önünde olması gereken iki kavram. Aklınızda bulunsun.

Tanrı ve onu çok büyük/çok küçükte arama çalışmaları:

Evde kişi başına düşen bilgisayar sayısı 1’den düşük olduğu için (0.5) bazen boş bilgisayar bulamıyorum. Bu zamanlardan birinde elime tableti aldım astronomiye ilgim olduğu için uzay, evren konularıyla ilgili bir belgesel dizisine başladım. Müthiş haz aldığım 2 tanesini izleyip bitirdim. Bütün hayatı tek bir matematik denklem içinde yazma yarışıyla ilgili izlediklerim ufkumu genişleten sayılı filmler arasına girmeyi başardı. Ünlü fizikçilerin yaratılış ve Tanrı hakkındaki insanoğlunun aklı almayan noktaları aydınlatma çabalarını izlerken gariptir ki benimde yaratılış ve Tanrı hakkında din üzerinden öğrenip uzun süre düşündüğüm ve bazı noktaları kafamda aydınlattığım fikir karmaşalarıma paralellik gösteren en azından ters düşmeyen şekilde çalışmaların o yönde ilerlediğini farkettim. Çalışmalar olgunlaştıkça İslam’ın anlattığı yerlere yaklaşıldığını benim de İslam üzerinden gittiğimde vardığım birkaç noktanın da bu çalışmalara yakın yerler olduğunu gördüm..

İkinci belgeselde kara deliklerin üzerindeki araştırmalardı. Bu belgesel izleyebileceğiniz tüm ilüzyonist gösterilerinden kat be kat zevk verecek hatta zevkten dört köşe yapacak bir konu. Düşünmekten hoşlananların ölmeden önce bir kere kara delikler üzerine bilimsel incelemeleri izlemesi gerekir:)

Tv dizileri ve müzik üzerine:

Hiç tv izleyemiyorum desem yeridir. Bir sene önce haberleri takip ederdim şimdilerde onu da bırakmak zorunda kaldım. Geçenler de Kolera diye bir mahalleyi anlatan bir dizi izlemeye başladım. Takip edilebilir bir dizi gibi geldi. Tavsiye edebilirim bir göz ucuyla bakın. Bundan başka şu an giden bütün arkadaşlarımın dilindeki İşler Güçleri izlemeye niyetlenmiştim vazgeçtim Leyla ile Mecnun izliyorum çok hoş mutlaka izleyin gözü kapalı bu işe girin:) Müzik olarak da rock dinliyorum (ama iş başında değil) bugün Orhan Babanın son yaptığı işi dinliyorum bunu da tavsiye ederim bi de lisedeyken çok dinlediğim merhum Neşet Babanınkiler tabii ki…

Twitter Face üzerine..

Twitter kullanmanın mantığını hiç ama hiç anlamadım. Gün içinde yaptığın abuklukları başkasının niye takip etmesini beklersinki. Adamın işi gücü yok takip ettiği 50 kişinin yaptıklarını mı okuyacak. İşin tuhaf yanı takip eden böyle şeyleri okumuyor diyelim (sıkılmadan okuyabilmesi bilimsel araştırmaların konusu olabilir.) buna rağmen o da takipçilerine aynı şeyi yapıyor. On binlerce kişiyle aynı anda izlediğin dizi hakkındaki yorumunu o an yaptığında adam dizi izlemeyi bırakıp takip ettiklerinin dizi hakkındaki yorumlarını mı okusun adam zaten aynı sahneyi sen yazarken izleyip geçti bile. Yani, anlamadığım nokta şu takipçilerin bir tek seni takip etse hadi diyelim 10kişiyi 20 kişiyi takip etse anlarım adam okur derim ama 600kişi takip eden adamlar var nasıl bir mantıktır bu 600 kişinin atacağı binlerce tweeti okusun. 600 abartı gibi geldiyse 100kişi üstünden gidelim ben 100kişinin yazdığını bırakın okumayı gün içinde dinleyemem bile. Akşam olduğunda çağrı merkezinde çalışıyormuş gibi hissederim kendimi. O zaman kapitalizmin özendirdiği bu yapaylık niye?? Twitter kurucusuna sorsam bu ne işe yarar diye o da genel konuşmaktan başka birşey yapamaz. Bu olay microblogging değilki tamamen şişirme takip ediyormuş gibi yapmaktan başka birşey değil. Twitterdan önce kim  hergün 100 arkadaşıyla muhabbet ediyordu? Ya da kim her gün takip etmek istediği 10 alan üstünde uzman 100 kişiyi dinliyordu?? Bu işin temeli merak ettiğin soruyu bilme ihtimali olan kişilere sorarsın yani arama ve bulma temelleri üstüne kurulu bir sistem olmalı. Twitter bu haliyle bu şekilde kullanılıyorsa gerçekten helal olsun.

Bir sonraki yazımda muhtemelem Zemanta, Ifttt, birkaç farklı webmasterlar için faydalı birkaç programdan, facebook, twitter üzerinden sosyal ağların ulaşması gereken noktalardan, bi de çalkantılı bir aşk hikayesinden bahsedeğim. Şimdi işe başlamam gerekiyor.

Reklamlar
Bu yazı işten içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s