İsrail Üzerine

Türkiye’nin iç gündeminden daha önemli bir konu halinde görülüyor şu zamanlarda Filistin ve İsrail arasındaki mesele. Kim kime ne yapmış, neler olmuş zaten haberlerden takip ediyoruz, oralara girmeden başka yönlerine bakmak bu blog için daha doğru olur diye düşündüm ve uzun süredir zaten İsrail hakkındaki okumalarımdan birkaç not aktarmak istedim.

Öncelikle, Türkiye’nin ekonomik düzeyi hakkında Şevket Pamuk’un Türkiye’nin 200 yıllık İktisadi Tarihi okurken gelecekle ilgili de bazı okumalar yapıyordum. Bunlardan birkaçında Türkiye’nin bölge ülkesi olarak en fazla İsraille ekonomik benzerliği olduğu söyleniyordu. Bu çıkarım yapılmasında iki ülkenin de doğal kaynak yönünden fakirliği ve kalkınma için bölgedeki diğer ülkelerden farklı olarak bilim ve teknolojiyle ayrışması gerekliliği sebep olmuştu. Mantıklı olarak düşünüldüğünde de gerçekten durum bu şekilde. Diğer Ortadoğu ülkeleri, ihtiyaçlarından çok daha fazla yer altı kaynağı çıkarıp satabiliyor ve bu şekilde refaha ulaşabiliyorken, malesef bizim ve İsrail’in böyle bir lüksü yok. Burada İsraille ayrıldığımız nokta, onlar bu durumun çoktandır farkında olmalarına ve bu dezavantajı avantaja çevirmeye çalışırken, biz Dubai kafasıyla inşaata devam ediyor ve geleceğimizi inşaatta görüyoruz. İsrail şu anda Silikon vadisinden sonra en üretken teknoloji vahasına sahipken, biz bu muhteşem treni kaçırmak üzereyiz. Mobil dünya, akıllı ev sistemleri, 3d yazıcılar, giyilebilir teknolojiler, dış iskeletler hakkında ülke olarak söyleyebileceğimiz birer cümle varken, İsrail bu konuların herbirinde ansiklopediler yazacak kadar bilgi ve deneyim sahibi. Umarım boykot kararını Facebook üzerinde tartışan milletimiz bunların farkına en kısa zamanda varır… (Olmayacak duaya amin denir mi?)

İlim ve farklı bakış açısı konusunda da onların bizden daha doğru yaptığı diğer bir konu bilgi aktarımının yurtdışındaki vatandaşlar tarafından ülke içine getirilmesi konusu. İsrail’in bilgi, bilim birikiminin ABD’de yaşayan ve çalışmalarına orada devam eden vatandaşları sayesinde olduğu gerçeğini yadsıyamayız. Uzun süre başta ABD olmak üzere ülkeleri dışındaki ülkelerde edindiği bilgileri sonradan ülkelerine taşımaları, zamanında diğer büyük medeniyetlerin yaptığı bilim ve bilgi ehillerini ülke topraklarına getirme konusuna oldukça benzemektedir. Osmanlı’nın altın çağlarında tüm dünyadaki bilginleri bünyesine çekmesi, bilim konusunda Osmanlı’dan daha üstte gördüğüm diğer müslüman devlet Endülüs’ün ilmin Kabe’si olarak adlandırılmasında zamanının bütün Müslüman, Yahudi, Hristiyan alimlerin eğitim yeri olması gelişmişliğin en kolay bu şekilde yapılabileceğinin kanıtıdır. Bizim atalarımız bu yolu izlemiş, bu geleneği en kolay bizim almamız gerekirken, Türkiye hiçbir zaman diğer müslüman alimleri geçtim yurtdışında uzun süre çalışmış ve başarılar edinmiş kendi vatandaşlarını ülkeye çekme ve onlardan faydalanma konusunu dahi başaramamıştır. Bundan sonra başaracağıyla ilgili hiçbir emare görünmemektedir.

Onlardan almamız gereken diğer bir özellik de aidiyet duygusu ve birbirini koruma içgüdüsüdür. Onların tarihi olarak yaşadıklarının bir sonucu olarak hep azınlık halinde bulunmaları ve bu yüzden her koşul ve durumda birbirini kollamaları hayatlarını kolaylaştıran en iyi yöntemdir. Biz ise tarihimizde ümmetçiliğin de etkisiyle hiçbir zaman vatandaşlarımızı zor durumlardayken tam anlamıyla korumayı başaramadık. Onların hiçbir vatanı yokken kendilerini ortak bir yerlere ait hissettiler de, biz dünya kurulduğundan bu yana vatan sahibi olarak kendimizi ortak bir yere ait hissedemedik. 2000 yıldır gittiğimiz yerde egemen olduk ama her giden de anavatanını unuttu, birbirini kollamayan bölük pörçük parçalar bıraktık. Onlar ise 2000 yıldır gittikleri hiçbir yerde egemen olamadılar ama hep anavatanlarına bağlı kaldılar. Ayrıca her yaptıklarında kendilerini İsrailli olarak tanıtmayı bir bilinç meselesi haline getiren İsrailliler ve yurtdışında Türk olduklarını hiçbir zaman öne çıkarmayan vatandaş konusu da bu noktaya bağlanabilir. Ne söylediğimi anlamak için Davranışsal İktisat konusunda çok şey öğrendiğim ve üstat olarak gördüğüm bir İsrailli Dan Ariely’nin herhangi bir kitabını alıp okuyarak ne dediğimi anlayabilir. Yaptığı hemen hemen bütün deneylerde bir şekilde İsrail’den bahsedilmesi, birlikte çalışmalar yaptıklarının çok büyük çoğunluğunun yine İsrailli olmasını herhangi bir kitabını okuyarak rahatlıkla çıkartabilirsiniz. Eğer kitaplarından birini alıp okursanız farklı bir iktisat bakış açısı konusunda da çok şey öğreneceğinizi garanti edebilirim. Yurtdışındaki İsrail algısı sadece parayla yapılmıyormuş demekki diyeceğiniz bir boyuttan bahsediyorum. Bizim bu şekilde çalışmalarında hep Türkiye’yi referans gösteren kaç yazarımız, bilim adamımız, sanatçımız var biliyorsanız lütfen yorum olarak bana iletin…

Fazla uzatmadan bağlayayım, kendimizi İslam’ın ve müslümanların hamisi, koruyucusu olarak görüyorsak, ecdada özenip birşeyler yapmaya çalışıyorsak, Fatih’in gaza gelip bir gecede İstanbul’a gitmediğini, aynı zamanda Filistin başta olmak üzere bütün müslaman aleminin bu derece aşağılanacak duruma bir gecede düşmediğinin farkına varmamızın zamanı çoktan gelmeliydi…

Reklamlar
Bu yazı işten içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s